iskoç neo prog rock grubu + Pallas

Pallas

Pallas: Neo-Progresif Rock’ın İskoç Muhafızları

Progresif rock’ın 1980’li yıllardaki yeniden doğuş hareketinde çok önemli bir yere sahip olan Pallas, İskoçya çıkışlı, karanlık tonları, epik besteleri ve konsept odaklı albümleriyle dikkat çeken bir topluluktur. Genesis ve Yes gibi 70’ler devlerinin ardından gelen neo-progresif rock dalgasının en önemli temsilcilerinden biri olarak anılır. Marillion, IQ ve Pendragon gibi isimlerle birlikte anılan Pallas, müziğinde hem klasik progresif rock ögelerini korumuş hem de çağının yeniliklerine açık bir yapıda üretim yapmıştır.


Kuruluş ve Erken Dönem (1974–1981)

Pallas, 1974 yılında İskoçya’nın Aberdeen kentinde kuruldu. İlk zamanlarında grup, Genesis, Yes ve King Crimson gibi klasik progresif grupların etkisinde kaldı. Ancak müzik sahnesi punk ve new wave’in etkisine girdiğinde, Pallas da zamanın ruhunu göz ardı etmeyerek müziksel yaklaşımını güncellemek zorunda kaldı.

Grubun bu dönemdeki çekirdek kadrosu şu isimlerden oluşuyordu:

  • Graeme Murray – bas gitar, vokal
  • Ronnie Brown – klavye
  • Derek Forman – davul
  • Brian Wood – gitar
  • Mike Stobbie – klavye (daha sonraki yıllarda Peter Gabriel ile çalışacaktır)

Başlarda daha çok enstrümantal çalışmalara ve yerel sahnede tanınmaya odaklanan grup, 1980’li yılların başında müziklerini daha tematik ve söz odaklı hale getirerek progresif rock sahnesinde kendine sağlam bir yer edinmeye başladı.


Neo-Prog Yükselişi ve “The Sentinel” (1982–1984)

1980’lerin başı, progresif rock için zorlu bir dönemdi. Punk ve synth-pop’un hüküm sürdüğü bu dönemde, Marillion’un başını çektiği bir “yeniden doğuş” hareketi oluşmaya başlamıştı. Pallas da bu hareketin önemli halkalarından biri oldu.

Grubun 1981 tarihli “Arrive Alive” adlı canlı albümü, onların sahnedeki gücünü ve bestecilik becerilerini sergileyen önemli bir adımdı. Ancak asıl dönüm noktası, 1984’te yayınladıkları “The Sentinel” albümü oldu. EMI etiketiyle çıkan bu albüm, grubun ilk stüdyo albümüydü ve zamanla bir neo-progresif rock klasiği haline geldi.

“The Sentinel”, bilimkurgu teması üzerine kurulu bir konsept albümdür. Atlantis efsanesini gelecekle harmanlayarak, yıkım, kurtuluş ve insanlık üzerine alegorik bir anlatım sunar. Albümde yer alan “Eyes in the Night (Arrive Alive)”, “Rise and Fall” ve “Ark of Infinity” gibi parçalar, grubun progresif rock sahnesinde kalıcı olmasını sağladı. Albümdeki etkileyici klavye pasajları, zengin melodik yapılar ve dramatik vokal performansları, Pallas’ı sadece bir Marillion benzeri olmaktan çıkarıp kendi kimliğini ortaya koyan bir grup haline getirdi.

Pallas + The Sentinel + album cover
The Sentinel

Mücadele ve Stil Değişimi (1985–1990)

“The Sentinel” albümünden sonra grup içi bazı anlaşmazlıklar ve plak şirketi baskıları nedeniyle Pallas için zor bir dönem başladı. 1986’da çıkan “The Wedge” albümü, daha kısa ve ticari parçalara yönelmiş, fakat hâlâ derinlikli bir anlatım sunan bir çalışmaydı. Bu albümdeki “Throwing Stones at the Wind” ve “Win or Lose” gibi parçalar dikkat çekti.

Ancak grup, progresif rock’ın yeniden geri planda kaldığı 1988 sonrası dönemde sessizliğe büründü. Bu dönemde bazı üyeler ayrıldı, bazıları ise solo projelere yöneldi. Neo-prog dalgasının durağanlaştığı bu süreçte Pallas, sadık dinleyici kitlesi dışında çok fazla ses getiremedi.


Geri Dönüş ve Yüksek Kalite (1998–2011)

1990’ların sonunda progresif rock’a olan ilginin yeniden canlanması, Pallas’ın tekrar aktif hale gelmesine neden oldu. 1999’da çıkardıkları “Beat the Drum”, grubun özüne döndüğü bir albüm oldu. Epik kompozisyonlar, anlatı teması ve modern prodüksiyon değerleriyle, bu albüm hem eski dinleyicilerden hem de yeni nesil prog hayranlarından büyük beğeni aldı.

2001 yılında gelen “The Cross and the Crucible”, tarihsel ve dinsel temaları işleyen bir konsept albüm olarak dikkat çekti. Albümdeki parçalarda karanlık bir ton, dramatik atmosfer ve zengin enstrümantasyon hâkimdi. Bu albüm, Pallas’ın yalnızca 1980’lerin değil, 2000’li yılların da ciddi bir prog grubu olduğunu kanıtladı.

2005’te çıkan “The Dreams of Men” ise grubun sanatsal doruklarından biriydi. Savaş, insan doğası ve trajedi üzerine kurgulanan albüm, duygusal yoğunluğu yüksek parçalara sahipti. “Ghostdancers” ve “Too Close to the Sun” gibi parçalar, bu dönemin öne çıkan eserleri oldu.


Son Yıllar ve Devam Eden Miras (2011–Günümüz)

Pallas, 2011 yılında “XXV” adlı albümle “The Sentinel” albümünün 25 yıl sonrasını anlatan tematik bir devam albümüyle hayranlarının karşısına çıktı. Albüm, grubun klasik konsept anlatımını modern ses mühendisliğiyle birleştirerek dikkat çekti. Kadroda bu dönemde vokalist Paul Mackie yer alırken, grubun sadık çekirdek üyeleri (özellikle Graeme Murray ve Niall Mathewson) hala grubun yaratıcı merkezinde bulunuyordu.

2023 itibariyle Pallas hâlâ aktif bir gruptur ve zaman zaman canlı performanslarla sahneye çıkmaktadır. Yeni materyaller üzerinde çalıştıklarını duyurmuş olsalar da, bu konuda resmi bir yayın planı açıklanmamıştır.


Müzikal Tarz ve Tematik Derinlik

Pallas’ın müziğinde epik yapılar, bilimkurgu ve felsefi temalar, karanlık atmosfer ve güçlü vokaller ön plandadır. Klavye ağırlıklı yapılar, gitar soloları ve dramatik geçişler onların tarzını belirleyen unsurlardır. Genesis’in teatral havası, Pink Floyd’un karanıklığı ve Marillion’un lirik yoğunluğu, Pallas’ın müziğinde ustalıkla harmanlanmıştır.

Ayrıca Pallas, neo-prog sahnesinde teknik beceriyi anlatısal yapı ile birleştirme konusunda en başarılı gruplardan biri olarak görülür. Onlar için müzik, sadece bir dinleme deneyimi değil; düşünmeye ve sorgulamaya teşvik eden bir anlatım biçimidir.


Sonuç: Unutulmaz Bir Neo-Prog Efsanesi

Pallas, sadece bir müzik grubu değil, progresif rock’ın modern çağdaki vicdanıdır. Tüm kariyeri boyunca ticari beklentilerden çok sanatsal ve entelektüel üretimi tercih eden grup, istikrarlı üretkenliği ve tematik derinliğiyle progresif rock tarihinin saygıdeğer figürlerinden biri olmuştur. Onların hikayesi, hem bir hayatta kalma mücadelesi hem de sanata bağlılığın destanıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top